keyifli haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keyifli haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2021 Pazar

Denizlideki 27 metrelik horoz heykeli.

Denizli'de Millet Bahçesi Seyir Terası Projesi'nin Horoz Köy etabına dikilen 27 metre yüksekliğindeki horoz heykeli için Guinness'e başvurulacak.



Pamukkale Belediyesi'nce Pamukkale Üniversitesi Kampüsü'ndeki dağlık alanda yapımı süren Millet Bahçesi ve Seyir Terası Projesi'nin Horoz Köy etabına, dev horoz heykeli dikilecek. Heykeltıraş Osman Atmaca tarafından yapımına 6 ay önce başlanılan heykel ve kaidesi için toplam 26 ton demir kullanıldı. Kaidesiyle birlikte 27 metre yüksekliğinde olacak heykel, ışıklandırma sisteminin yapılmasının ardından yerine yerleştirilecek. Dev horoz heykeli, kentin her yerinden rahatlıkla görülebilecek. Ayrıca heykel renkli ışıklandırma sistemiyle geceleri de görülebilecek.

Pamukkale'nin AKP'li Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, heykel için Guinness Rekorlar Kitabı'na başvuracaklarını belirterek, "Dünyanın en büyük horozunu 6 ayda tamamladık. Horoz heykelini kaidesine yerleştirdikten sonra Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesi için başvuracağız. Denizli'nin simgesi olduğu için horoz heykeli yaptık. Denizli'nin sanayi ve turizm kenti olmasının yanında horozunu da ön plana çıkarmak istedik. Projemiz içinde Horoz Köy teması olduğu için bunu simgeleyen dünyanın en büyük horoz heykelini el yapımıyla yaparak, Türkiye'nin ismini dünyada duyuracağız. Sadece horozun uzunluğu 16 metre, kaidesi de 11 metre, toplam uzunluğu 27 metre olacak. Yaptığımız araştırmalarda bu uzunlukta bir horoz heykeli yok" dedi.

Heykeltıraş Osman Atmaca ise horoz heykelinin rötuşların ve ışıklandırma sisteminin ardından kaidesine yerleştirileceğini ifade ederek, "İki kişiyle 6 ayda yaptık. Amacımız Denizli horozunu dünyaya tanıtmak. Sadece horoz heykeli için 13 ton demir, kaidesiyle birlikte 26 ton demir kullandık. Bu horoz rekorlar kitabına girecek" diye konuştu.

9 Eylül 2012 Pazar

Bilgisayar'dan 40 milyon dolar havaya uçtu gittii.


Toplam oyun pazarının 500 milyon dolara ulaştığı Türkiye'de sanal oyunların payı 40 milyon doları buldu, içeriye gerçek para koyup dışarı çıkartamadığınız bu oyun için ayda 25 doların üzerinde para harcayan oyunculara kumarhanede çok para harcayan oyuncu anlamına gelen "Balina" adı veriliyor.

100 bin Türk balinanın şansını denediği sanal oyunlar arasında en fazla tercih edilenler ise Okey ve Poker olarak öne çıkıyor. Poker gibi masaüstü kâğıt oyunlarının sanal oyun şirketlerine bıraktığı kazanç balon patlatma ve çiftlik gibi arcade oyunlarının 10 katına kadar çıkıyor. ArcadeMonk'un kurucusu Ömer Bilge Ersoy'a göre oyuncuların gerçek para yatırdığı ancak kazandıklarını asla gerçek para olarak havuzun dışına çıkartamadığı bu oyunlara para harcamasının altında yatan motivasyon aracı "Facebook'daki arkadaşım beni yenemez" hırsı ve aidiyet duygusu. Parayı kazanan hep oyun şirketleri oluyor.

YÜKTE AĞIR PAHADA HAFİF
Aktif internet kullanıcı nüfusunun 30.3 milyona ulaştığı Türkiye'de sanal oyun oynayan aktif oyuncu sayısı ise 21.8 milyon kişi. Bu oyunlar için gerçek para harcayanların sayısı 11.4 milyon olurken, diğer oyuncular oyun şirketlerinin verdiği ücretsiz hak ve chip adı verilen paralarla yetinmek zorunda kalıyor. Türkiye harcanan para ve oyuncu sayısı açısından ise yükte ağır pahada hafif bir profil çiziyor. Türkiye şu anda oyuncu sayısı bakımından Facebook'ta ilk 6 ülke içinde yer alıyor. Ancak, oyunlara harcanan tutar açısından ilk 10'a girmiyor.

Ha gayret.İslami bisiklet üretecekler.


Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, İslami bir bisikletin üretilebileceğini belirterek, ''İslam'a göre ameller niyete göredir. Allah'ın rızasını gözeterek ve insanlara faydalı olması öncelenerek üretilen bir bisiklet İslami bisiklet olur'' dedi.

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından düzenlenen ''Teknoloji, Medeniyet ve Değerler-II'' konulu Düşünce Fırtınası toplantısında ortaya atılan ''İslami Bisiklet'' tartışması ilgi çekti.

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, toplantının açılışını yapan UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, ''Ele aldığımız her konuya parçacı bir bakış açısı yerine bütünsel bir perspektiften bakıyoruz. Küresel iklim krizi parçacı bakış açısının ürünü'' dedi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, İslami bir bisikletin üretilebileceğini belirterek, ''İslam'a göre ameller niyete göredir. Allah'ın rızasını gözeterek ve insanlara faydalı olması öncelenerek üretilen bir bisiklet İslami bisiklet olur'' dedi.

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından düzenlenen ''Teknoloji, Medeniyet ve Değerler-II'' konulu Düşünce Fırtınası toplantısında ortaya atılan ''İslami Bisiklet'' tartışması ilgi çekti.

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, toplantının açılışını yapan UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, ''Ele aldığımız her konuya parçacı bir bakış açısı yerine bütünsel bir perspektiften bakıyoruz. Küresel iklim krizi parçacı bakış açısının ürünü'' dedi. Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Alparslan Açıkgenç, her teknolojinin, ait olduğu medeniyetin değerlerini taşıdığını belirterek, ''Bakış açısı önemli. İslami bir bisiklet üretilebilir. İslam'a göre ameller niyete göredir. Allah'ın rızasını gözeterek ve insanlara faydalı olması öncelenerek üretilen bir bisiklet İslami bisiklet olur'' dedi.

Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkay Dereli de ''Boyası insan sağlığına zararlı olan bir bisiklet İslami olamaz'' ifadelerini kullandı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bedri Gencer ise teknolojinin neden İslamisi'nin üretilmesi gerektiğini şöyle anlattı:

''Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete' sözleriyle insan teknolojinin esaretine girdi. Teknoloji insanın asli yapısını, fıtratını değiştirmeye başladı. İnsanın asli yapısını değiştiren teknoloji ve onun ürünleri İslami olamaz. Mesela naylon halılar, özellikle çocuklara negatif elektrik yüklüyor ve onları huzursuz ediyor. İlerleyen yaşlarda bu kalıcı rahatsızlıklara sebep olabiliyor'' dedi.

Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazif Gürdoğan da İslam'ın insanları, ''Ya dünya ya da ahiret kazancı'' gibi bir ikileme sürüklemediğini belirterek, ''İslam hem dünya hem de ahiret kazancı diyor. İki dünyada da nasıl kazanırız ona bakmak lazım. İnsanın iç dünyasını zenginleştirmeden dış dünyasını zenginleştirmek mümkün değil. Bunun için elimizdeki güç tasavvuftur. Mimar Sinan gibi inşa eder, Yunus Emre gibi sade yaşarız. Yoksullar gibi yaşamak bir erdemdir, ancak yoksulluk erdem değildir. Üretimde dünya ile yarışırken tüketimde tersini yapmalıyız'' ifadelerini kullandı.

İSLAMİ TEKNOLOJİNİN ŞARTLARI

Açıklamada, toplantıya katılan uzmanların bir teknolojinin İslami olabilmesi için gerekli şartlarla ilgili görüşlerine de yer verildi.

Gıda Hareketi Derneği Başkanı Kemal Özer, ''GDO'lu ürünler, aynı zamanda insanlığı kısırlaştırıyor. Araştırmalara göre 2050'ye doğru her 100 kişiden 95'i normal yollarla hamile kalamayacak. Dünya çapında müthiş bir kısırlaştırma teknolojisi yayılıyor. Şu anda Türkiye'de bile kısırlık tedavisi gören insan oranının yüzde 35'lere çıkması bunun göstergesidir. İslami bir teknoloji insan soyunu tüketmeyi hedefleyebilir mi?'' ifadelerini kullandı.

Emekli İlahiyatçı Prof. Dr. Süleyman Uludağ da ''Teknoloji geliştirme gibi yetkinliklerde milletler arası farkı fazla büyütmemek lazım. Çünkü insan yapısı her yerde aynıdır. Zaten teknoloji dediğimiz şey de bir milletin ve medeniyetin ürünü değildir. Her millet ve medeniyet bir başkasından alarak kendi teknolojisini geliştirmiştir'' dedi.

Kendine ithal gibi bir koca arıyor.

NASIL OLACAKSA ARTIK!

"İtalyan gibi giyinen, Fransız gibi romantik, Türk gibi sahiplenen bir adam..."

Kendine özgü şarkı stili ile taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan Kendi objektiflerimize Nişantaşı City's'de yansıdı. Tek başına geldiği mekânda uzun bir süre alışveriş yapıp mağazaları gezen güzel şarkıcı, ne alacağına bir türlü karar veremezdi. Bizlerle ayak üstü sohbet eden Kendi artık evlenmek istediğini belirtirken, "Benim aradığım kriterlerde koca bulmak zor. İtalyan gibi giyinen, Fransız gibi romantik, Amerikalı gibi anlayışlı ve Türk gibi sahiplencek bir insan karşıma çıktığı takdirde hemen evleneceğim" dedi.

Anne karnında şöhret oldu


Anne karnında üç boyutlu görüntüleme teknolojisiyle çekilen fotoğrafları sayesinde bir oyunculuk ajansının ilgisini çeken Elvis O’Connor,daha doğmadan bir yıldız olma yolunda ilk adımını attı.
Artık film yıldızlarının kariyerlerine çocukluklarından itibaren başladığı bir gerçek ancak Manchester, Oldhamlı bir ailenin ikinci çocuğu olan Elvis O’Connor bu kariyere daha doğmadan başladı.

3 boyutlu görüntüleme teknolojisi sayesinde çekilen görüntüler oyunculuk ajansına ulaştırıldığında Elvis artık bir yıldız adayıydı.

Daily Mail gazetesinin haberine göre Elvis’in fotoğrafları ajansın ilgisini çektikten sonra aileyle bağlantıya geçildi.