sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2013 Cuma

Evde elma sirkesi nasıl yapılır?

  
Tişörtünüzde leke mi var, zayıflamak mı istiyorsunuz, sebzeler daha iyi temizlensin mi derdiniz hepsi için internete bakın elma sirkesi önerisini göreceksiniz.

Bitki Uzmanı Erkan Şamcı’ya göre tüm meyvelerin kabuklarından sirke yapılır. Özellikle elmanınkini yapmak sanıldığından çok daha kolay. Sirkeyi marketten almak yerine kendi doğal sirkenizi yapmaya ve bunu istediğiniz yerde kullanmaya hazır olun!

Bu arada ekşi elmadan sirkenin daha iyi yapılacağını iddia edenler yanılıyor. Erkan Şamcı’ya göre sirkenin hası tatlı elmadan yapılıyor.

Malzemeler:
5-6 adet elma,
3 litre su,
1 tutam tuz,
1 yemek kaşığı bal
6 adet nohut
1 çay bardağı sirke
İçine kaynatılıp soğutulmuş veya iyi bir su koymamız gerekiyor.

Hazırlanışı;
Elmaları dilimleyip doğrayın, kabukları temiz bir 5 litrelik cam kavanozun içine atın. İçine mayalanması için nohut ekleyin. Eski sirkeden az bir miktar eklenirse mayalanma hızlanır. Bu su 2 ay içerisinde sirke olacak en önemli püf notası ağzını kapatmıyoruz. Sirke sinekleri oluşabilir. Temiz bir tülbentle ağzını kapatıyoruz. Karanlık 15 ile 24 derece olan bir yere koyuyoruz. Zaman zaman karıştırmak lazım. Sonradan da üzerime gene elma kabukları ekleyebiliriz.

9 Eylül 2012 Pazar

Daha hızlı ve sağlıklı zayıflama

ABD John Hopkins Üniversitesi’nden bilim adamları metabolizmayı ve kalori yakmayı hızlandıracak öneriler sunuyor. Uzmanlar metabolizma hızının günlük aktiviteye bağlı olduğunu gösteriyor. Hareket etmediğimiz zamanlarda yakılan belirli kalori miktarı, fiziksel aktivite sırasında artıyor. Uyku esnasında metabolizma en yavaş tempoda seyrediyor. Eğer kalori yakma hızını arttırmak istiyorsanız iyi uyumanız ve kahvaltıda lif ağırlıklı beslenmeniz gerekiyor.

 Yiyecekler arasında en çok enerji tüketen besin değeri proteindir. Ancak hızlı bir metabolizma için su vazgeçilmezdir. 2 bardak su içtikten sonraki yarım saat içerisinde metabolizma hızı % 40 oranında artacaktır. Sağlıklı bir yaşamın köşe taşlarından biri de fiziksel aktivitedir. 1000 kalori yapmak için ihtiyacınız olan aktivite süresi sadece yarım saattir. Soğuk havalarda dışarıda koşmak veya yürümek daha fazla kalori yakılmasını sağlar.

Kaşar peyniri alırken dikkat!


Kayseri Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Hasan Cankurt, kaşar peyniri adı altında aslında eritme peynir üretildiğini söyledi. Cankurt, şişmiş kaşarların öldürücü etkisine de dikkat çekti.

Kayseri Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Hasan Cankurt, kaşar peyniri diye aldığımız peynirlerin aslında eritme peynir olduğunu, firmaların tüketiciyi yanılttığını ifade etti. Yaklaşık 15 yıl önce Türkiye’deki peynir sektöründe kullanılmaya başlanan eritme teknolojisi ile kaşarda hile olayının başladığını belirten Cankurt, “Bu teknoloji ile kaşar olmayan peynirleri de makinede eritip blok hale getirmek mümkün. Bu nedenle eritme peynir denilmesi gereken peynirler piyasada kaşar peyniri diye satılıyor. Bütün firmalar bunu yapıyor diyemeyiz belki ama çoğunun yaptığı şu; eritme teknolojisi ile yaptıkları peynirlere de kaşar peyniri diyorlar. Kaşar diye aldığımız peynirlerin çoğunluğu eritme peyniri. Bunların içerisinde beyaz peynir, lor peyniri, yine süt kaynaklı kazein, çok nadir de olsa patates püresi, soya proteini kullanılabiliyor. Piyasada ağırlıklı olarak yapılan en yaygın hile, beyaz peynir ve lor katılması” diye konuştu.

Kaşar peyniri diye satılan eritme peynirlerin fiyatlarının da ilgi çekici olduğunu belirten Cankurt, “Taze kaşar denilen eritme peyniri için ortalama 9 buçuk kilogram süt kullanılıyor. Sütlerin fiyatları, üreticilerin maliyetleri, taşıma ve pazarlama giderleri göz önüne alındığında 1 kilo peynirin en az 15 liradan satılması gerekiyor. Bu nedenle marketlerde satılan 10 liralık peynirler çok dikkat çekici“ dedi.

Taze kaşar diye yapılan eritme peynirlerin yapımında iade peynirlerin kullanıldığını vurgulayan Cankurt, bu şekilde yapılan peynirlerin içerisinde belli bir süre sonra ‘clostridium’ adlı bir toksik maddenin oluştuğunu ve söz konusu maddenin zehirlenmeye yol açtığını belirtti. Clostridium maddesinin 1 kilosunun dünyadaki tüm insanların ölümüne yol açabilecek zararlı olduğunu ve bu nedenle biyolojik silah olarak kullanıldığını ifade eden Cankurt, “Şişmiş kaşar dediğimiz, ambalajına bakıldığı zaman eğer yeni başlamışsa ambalajın şiştiğini görürüz ama öylelerini görürsünüz ki yastık gibi şişmiştir ya da ambalajın içi balon gibi gazla dolmuştur. Dokunduğunuz zaman patlar, peynirin kendisine baktığınız zaman çok küçük delikler vardır ama her tarafında vardır, bizim bildiğimiz çok büyük gözenekli delikler peynirin şişmesine neden olan bakterinin yaptığı delikler değildir. Bu bakteri son derece tehlikelidir ve 121 derece sıcaklıktan aşağı bir sıcaklıkta ölmüyor. Bu nedenle sterilizasyon uygulanması gerekiyor ancak üretim teknolojisinde bunu yapmak mümkün değil. Çünkü eritme teknolojisinde peynir 75 derecede yapılıyor ve bunun üzerine çıkılırsa peynir yağını salgılar ve kaşar yapmak mümkün olmaz” şeklinde konuştu. Cankurt, söz konusu maddenin özellikle sinirlerde tahribata yol açması nedeniyle tüketicileri şişmiş peynir almamaları hususunda uyardı.

Cankurt, gerçek kaşarı anlama yolunu ise şu şekilde açıkladı:

“Tüketicilerin peynirin gerçek kaşar olduğunu anlamaları için, peyniri iki parmağı arasına alarak ezmeleri gerekiyor. Ezdikleri zaman eğer peynir krema gibi parmaklarına sürülüyorsa bu gerçek kaşar değildir. Gerçek kaşar krema gibi dağılmaz, diri ve canlı olur.”

Ruh sağlığını etkileyen besinler


İngiliz beslenme uzmanı Dr. John Briffa, bedenin duygusal ve zihinsel sağlığının besinlerle yakından ilgili olduğunu ortaya koydu.

Briffa, ruh halindeki değişimlerin arka planında rol oynayan besinleri The Times gazetesi için derledi.

İşte bilimsel verilerle depresyona sokan yiyecekler:

Tüm meyvelerde früktoz denilen meyve şekeri bulunuyor. Kan şekerinin dengeli olarak yükselmesini sağladığı için yapay şekerler yerine meyvelerin tüketilmesi öneriliyor. Fakat, früktozun fazlası “metabolik sendrom” sorununa yol açıyor. Metabolik sendrom, tüketilen şeker ve yağların karın bölgesine yerleşmesiyle tansiyonun yükseltmesine yol açabiliyor.

Ayrıca fazla şeker ve yağ yüzünden hücrelerin insülin hormonuna tepki vermeyerek direnç göstermesiyle de bu sendrom ortaya çıkabiliyor. İnsülin direncinin ise, depresif bir ruh haline sürüklediği biliniyor. Früktoz bakımından en zengin meyveler ise elma ve üzüm. Uzmanlar, bu meyvelerin tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini, asitli içecekler, aromalı yoğurtlar, şekerlemeler, kuru pastalar, kahvaltı gevreklerinden uzak durulmasını ve çilek gibi düşük früktoz içeren meyvelerin tercih edilebileceğini söylüyor.

Nişasta baş düşman

Genellikle her gün tüketilen makarna, pilav, patates, kahvaltılık gevrekler, nişasta bakımından zengin içeriğe sahip. Fakat, şeker (glükoz) moleküllerinden oluşan nişasta, fazla kiloların ve yüksek kan şekerinin en büyük sorumlularından biri.

Bu yüzden, öğünlerin karbonhidrat gruplarından çok protein ağırlıklı olması, fırında ya da ızgara tavuk veya balık, müsli, yoğurt, fırınlanmış patates, çilek, ahududu ve yemiş gruplarının tercih edilmesi öneriliyor. Özellikle, et, balık, yumurta gibi gıdalar, kan şekerini dengede tutarak ruh halinin de sabit kalmasında etkili oluyor.

Sofra şekeri olarak de bilinen “sükroz”, kana doğrudan karışarak kan şekerinin yükselmesine neden oluyor. Kana çok hızlı karıştığı için aynı hızla kan şekerinin düşmesine neden olarak 2 ila 3 saat içinde bedenin yorgun düşmesine, dikkat eksikliğine ve moral bozukluğuna yol açıyor. Bu yüzden, mümkün oldukça az tüketilmesi öneriliyor. Briffa, kan şekerinin dengede kalmasında dengeli bir ruh halinin etkili olduğuna dikkat çekiyor.

Antidepresan yağlar

Ayçiçeği, mısır, soya filizi gibi sebzelerde bulunan yağlar, kalp dostu olarak bilinen çoklu doymamış yağ içeriğine sahip. Fakat içinde Omega 6 asitleri bulunan bu yağlar, vücutta antidepresan özelliği gösteren Omega 3 yağ asitlerinin işlevlerini devredışı bırakıyor. Bisküvi, margarin, fast food gibi rafine gıdalarda da görülen Omega 6 yağ asitlerinden uzak durarak yağ ihtiyacının somon, sardalye, alabalık gibi Omega 3’ten zengin besinlerden karşılanması öneriliyor.